Selçuk Özdağ, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu silahlı saldırı için tepkisel demesi skandal! | Baykus Haber
Connect with us

GÜNDEM

Selçuk Özdağ, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu silahlı saldırı için tepkisel demesi skandal!

Selçuk Özdağ, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu silahlı saldırı için tepkisel demesi skandal!

Selçuk Özdağ, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu silahlı saldırı için tepkisel demesi skandal! Geçtiğimiz haftalarda silahlı terörist grubun saldırısına uğrayan gelecek partisi genel başkanı bakanlardan ve siyasi partilerden yapılan açıklamayı değerlendirdi, Süleyman Soylunun saldırganlar için tepkisel demesine skandal olarak yorumlandı, bir çok yorumcu ise soylu böyle devam ederse daha çok küfür yer, tepkisel olarak diyerek karşılık verdikleri sosyal medya üzerinden görüldü. Süleyman Soyu için yakın zamanda görevden her an alınabileceği iddia edilmişti.!

Silahlı saldırıya uğrayan Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun saldırılara ilişkin ‘tepkisel’ açıklamasına sert tepki göstererek, “İşte saldırganları cesaretlendiren de budur. Saldırganların adresi bellidir. Yönlendirenler, kışkırtanlar bellidir. Gereği yapılmadığı takdirde bu saldırılar devam edecek, Türk siyaseti giderek daha çok itibarsızlaşacaktır” dedi.

Geçen hafta Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ, Yeniçağ Gazetesi Ankara Temsilcisi Orhan Uğuroğlu, KRT TV programcısı Avukat Afşin Hatipoğlu Ankara’da saldırıya uğradı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu saldırılara ilişkin yaptığı açıklamada, ‘tepkisel’ olduğunu ifade etmişti.

Özdağ, Twitter hesabından yaptığı paylaşımlarla Soylu’ya sert tepki gösterdi. Özdağ’ın açıklamaları şu şekilde:

“Siyaset şiddeti önlemek, ülke sorunlarını konuşarak çözmek için vardır. Siyasetçinin tek silahı sözleridir. Sözün sustuğu/susturulduğu yerde siyaset biter, şiddet tırmanır, konuşmanın, diyalogun yerini kavga alır.

Bir yerde siyasetçiler, gazeteciler susturulmaya çalışılıyorsa orada söz bitmiş, kavga başlamış demektir. Bu ülke suni kavgalardan çok çekti. Seçmeni tutma adına toplumu birbirine düşman edecek politikalar izlendi. Bir yerde şiddet varsa ülkeyi yönetenlerin de bunda büyük sorumluluğu vardır.

Onun için şiddet niye var sorusu biraz da siyasetçilerle ilgilidir. Evimin önünde saldırıya uğradım, bunun savunulacak, herhangi bir gerekçe ile meşrulaştırılacak bir yanı yoktur. Siyaset yaptığım bütün dikkatimi söze verdiğim için saldırıya uğradım.

Bu tip olayların olmaması- olay sonrası- ilgili ve yetkili olanların tutumlarına bağlıdır. Birçok siyasetçi arayarak veya bizzat gelerek geçmiş olsun dileklerini ilettiler hepsine teşekkür ediyorum. Lakin daha zanlıların ifadesi alınmadan İçişleri bakanı sayın Soylu’nun olayı tepkisel diye nitelendirmesi tam bir skandaldı.

Sn.Soylu ile beraber uzun Yıllar AKP’de görev yaptık, 15 Temmuz’a beraber direndik, bu söz olayı bağlamından çıkaran örgütsel arka planını görmezden gelen bir sözdü. İşte saldırganları cesaretlendiren de budur. Gönül isterdi ki en sert tepkiyi sayın Soylu göstersin, ama tam tersi oldu.

Şiddeti meşrulaştıran,ona gerekçeler arayan her yol şiddetin büyümesine, yaygınlaşmasına hizmet eder. Saldırganların adresi bellidir. Yönlendirenler,kışkırtanlar bellidir.Gereği yapılmadığı takdirde bu saldırılar devam edecek,Türk siyaseti giderek daha çok itibarsızlaşacaktır. Siyaset yapanlar peşinen eleştiriyi, tenkidi kabul ederek bu işe soyunurlar. Eleştirinin olmadığı yerde ne demokrasi ne siyaset vardır. Sadece alkışın ve sükutun olduğu yerler dikta ile yönetilen ülkelerdir.

Konuşanı susturmak veya susturmaya çalışmak demokrasiyi hazmetmemek, eleştiriden korkmaktır. Sadece suçlular, fikri derinliği olmayan muhalefetten ve eleştirilmekten korkarlar. Böyle bir saldırı bekliyor muydum? Hayır beklemiyordum. En azından içinden çıktığım bir camiadan beklemiyordum. Ağırıma giden de budur!

Milliyetçilik milletin sözcüsü, tercümanı, vicdanı olmayı gerektirir. Körü körüne parti veya lider bağlılığının milliyetçilikle veya herhangi bir dava ile alakası yoktur. Bu bir kişinin, hırslarına, ihtiraslarına bağlanmak, kula kulluk etmektir.

Olayın çapı büyüyünce bu defa aynı çevreler –belden aşağı- vurmaya başladılar. Kem söz sahibinin seviyesini gösterir. Bu seviye ile politika yapmak intihar etmektir. Aslında tüm bu iddialar zımnen şahsıma yapılanları üstlenmektir. Hem alakamız yok deyip hem de aleyhe kampanya yürütmek yapılan saldırının adresini göstermektedir.

Şunu ifade etmekte fayda var, siyasetçi halkın tercümanıdır. Siyasetçi susarsa halk susmuş olur. Kimse merak etmesin siyaset de siyasetçi de susmayacak. Türk siyaseti er geç bu zihniyeti tasfiye edecektir.

Selçuk Özdağ, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu silahlı saldırı için tepkisel demesi skandal!

 

Kaynak: Cumhuriyet

GÜNDEM

Türkiye’de bulundu ! Yeri gizli tutuluyor! 5 bin yıllık…

Türkiye’de bulunan ve dünya’nın ilgilisini çeken tarihi bir olay yaşandı. Kula-Salihilin’de yaşanan olay herkesten şuan için gizli tutuluyor.

Türkiye’nin ilk ve tek UNESCO sertifikalı jeoparkı ‘Kula- Salihli UNESCO Global Jeoparkı’ içinde yapılan baraj inşaatı sırasında bulunan insan ayak izlerinin 5 bin yıllık olduğu ortaya çıktı. Zarar görmemesi için izlerin yeri gizli tutuluyor.

 

 

Avrupa UNESCO Jeoparklar ağındaki Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı’nda bulunan ve daha önce 11 bin yıllık olduğu bilinen ayak izleri ile küllerin geçmişi araştırıldı.

Hacettepe Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Manisa Celal Bayar Üniversitesi, Almanya’nın Heidelberg Üniversitesi ve Avustralya’nın Curtin Üniversitesi’nden akademisyenler ile volkanologların oluşturduğu komisyon, Sindel Mahallesi yakınlarında bulunan ayak izleri ve külleri inceledi.

2 ayrı tarihleme metodu uygulayan bilim insanları, tespitlerini ‘Tarih öncesi insanlar tarafından görülebilen ve kaydedilen volkanik patlama’ adlı makalede yayımladı.

Ayak izi ve küllerin yaklaşık 4 bin 700 ila 5 bin yıl arasında bir yaşa sahip olduğu tescillendi.

Zarar verilmemesi adına ayak izlerini gizli ve saklı tuttuklarını söyleyen Jeopark Belediyeler Birliği Müdürü ve Jeofizik Mühendisi Yiğit Karakuzu, şunları söyledi:

“Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı, 2 bin 320 kilometrekare alana sahip Türkiye’nin UNESCO sertifikalı ilk ve tek jeoparkıdır. İçinde arkeolojik, kültürel ve jeolojik SİT alanlarının oluşturulduğu dünyanın 99’uncu, Avrupa’nın 58’inci jeoparkıdır. Şu an dünya üzerindeki 41 farklı ülkede, 147 jeopark bulunmakta. Türkiye’de ise tek jeopark olarak hizmet vermekteyiz. Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı alanının Salihli bölgesinde en önemli arkeolojik SİT alanlarımızdan biri olan fosil ayak izleri bölgesindeyiz. Ayak izlerimiz 1960 yıllarında, Demirköprü Barajı inşaatında bir yol çalışması sırasında bulundu. O dönemde 100’e yakın ayak izi bulunmuştu. Zaman içinde ayak izleri yerlerinden alınıp çeşitli müzelerde sergilenmek üzere götürüldü. Şu an doğada görebileceğimiz ayak izleri mevcut. Yerlerini gizli ve saklı tutuyoruz. İnsanların gelerek, jeolojik mirasımıza zarar vermelerini istemiyoruz.”

Karakuzu, ayak izi ve küllerin yaklaşık 4 bin 700 ila 5 bin yıl arasında bir yaşa sahip olduğunun tescillendiğini kaydetti.

TÜRKİYE’NİN İLK VE TEK UNESCO SERTİFİKALI PARKI

2 bin 320 kilometrekare alana sahip Türkiye’nin UNESCO sertifikalı ilk ve tek jeoparkı olan Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı içinde arkeolojik, kültürel ve jeolojik SİT alanlarını barındıran  dünyanın 99’uncu, Avrupa’nın 58’inci jeoparkıdır. Dünya üzerindeki 41 farklı ülkede, 147 jeopark bulunurken, Türkiye’de ise sadece Kula-Salihli UNESCO Global Jeoparkı hizmet vermektedir.

JEOPARK NEDİR?

Jeopark, yeryüzü şekilleri ve jeolojik özellikleri açısından uluslararası öneme sahip, koruma, eğitim ve sürdürülebilir kalkınma faaliyetlerinin gerçekleştirildiği bütüncül bakış açısıyla yönetililen sınırları belli coğrafi alanlardır.

Haberi Okumaya Devam Et

GÜNDEM

Hadi Özışık Deva Partisi Kurucularından Musa Malik Yıldırım konuk etti! Önemli açıklama da bulundu…

Deva Partisi lideri  her seferinde özgür düşünce ve özgür fikirlerin arkasında duracağını şık yapınca hapisteki düşünce suçlularını bırakacağını şak yapınca gazeteleri özgür bıkacağını iddia eden Ali Babacan, Deva Partisi kurucularından biri olan Musa Malik Yıldırımı özgürce fikirlerini sunduğu için kesin ihraç ile partiden kovacağı ortaya çıktı.

 

 

 

Ali Babacan’ın anayasanın ilk dört maddesi ve HDP ile ilgili çıkışlarını eleştiren DEVA Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Musa Malik Yıldırım kesin ihraç talebiyle disipline sevk edilmişti. Bugün, tam demokrasiyi Meclis’e taşımaya ve ekonomide atılım yapmaya kararlı bir parti var. Demokrasinin Deva’sı var diyen Deva Partisi’nin demokrasi anlayışı bu mu yani?

Haberi Okumaya Devam Et

GÜNDEM

Divanhane hakkında yapılan algıya Göksu’dan çok net cavap geldi

CHP’li İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun, Kasımpaşa’daki Divanhane ile ilgili ortaya attığı iddialara Esenler Belediye Başkanı Mehmet Tevfik Göksu, sosyal medya hesabından çok net yanıt bir cevap geldi. Divanhane’de yapılmakta olan çalışmanın yıkım değil yeniden yapım olduğunun özellikle altını çizen Göksu, “AK Parti tarihi yıkmaz, inşa eder. Buna milletimiz şahittir” dedi.

İmamoğlu, bakanlığın Osmanlı mirası olan Divanhane’yi ısrarla yıkmaya çalıştığı yönünde algı oluşturarak, suç duyurusunda bulunacaklarını söylemişti. Göksu ise İmamoğlu’na “İBB Başkanı, yine algı ve yalana başvurmuş” diyerek yanıt verdi.

 

 

“YİNE ALGI VE YALANA BAŞVURMUŞ”

 

Mehmet Tevfik Göksu, konuyla ilgili, “İBB Başkanı, yine algı ve yalana başvurmuş.Divanhane’de yapılan işlem yıkım değil rekonstrüksiyon (yeniden yapım)’dur. 1950’li yıllarda yapılan eklemelerle betonarmeye dönüştürülen eseri, en özgün haliyle ihya ediyoruz. AK Parti tarihi yıkmaz, inşa eder Buna milletimiz şahittir.” açıklamasında bulundu.

Haberi Okumaya Devam Et

Popüler