Sözcü yazarı Serpil Yılmaz: Basın danışmanı değil, gazeteciyim

Sözcü yazarı Serpil Yılmaz: Basın danışmanı değil, gazeteciyim

0
PAYLAŞ

Sözcü yazarı Serpil Yılmaz: Basın danışmanı değil, gazeteciyim

 

Sözcü yazarı Serpil Yılmaz da Canan Kaftancıoğlu hakkında yazdığı köşe yazısını Akşam Postası’nda anlattı.

 

CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’nun Atatürk yerine ‘Gazi Mustafa Kemal demeyi tercih ettiği’ni yazan Sözcü yazarı Serpil Yılmaz, Kaftancıoğlu’nun tepkisine ilişkin olarak, “Bizi galiba basın danışmanı sanıyorlar. CHP’li bir gazeteci ‘Canan Kaftancıoğlu için belki dili sürçmüştür ya da yazarsam zarar verir ben bunu yazmayayım, kendisine telefon açayım’ diyebilir. Buralara gidiyor gazetecilik. Gazetecinin soru sorması, gördüğü gerçekleri bütün çıplaklığıyla yansıtma sorumluluğu unutuldu…” dedi.

Sözcü Gazetesi yazarı Serpil Yılmaz geçtiğimiz günlerde köşe yazısında, Kaftancıoğlu’nun bir toplantıda Atatürk’e atfen üç kez “Gazi Mustafa Kemal” dediğini ve bu hitabı tercih ettiğini söylediğini yazdı.

Partisinden ve sosyal medyadan tepki gören Kaftancıoğlu, yaptığı açıklamada Yılmaz’ın yazısı için “Hem partime, örgütümüze hem de toplantıya görüş, öneri ve sorularıyla katılan çok değerli isimlere büyük bir haksızlık içermektedir” dedi.

Sözcü yazarı Serpil Yılmaz da Canan Kaftancıoğlu hakkında yazdığı köşe yazısını Akşam Postası’nda anlattı.
Yılmaz, Kaftancıoğlu’nun kendisine tepki gösterdiği sözleri için, “Bizi galiba basın danışmanı sanıyorlar. CHP’li bir gazeteci ‘Canan Kaftancıoğlu için belki dili sürçmüştür ya da yazarsam zarar verir ben bunu yazmayayım, kendisine telefon açayım’ diyebilir. Buralara gidiyor gazetecilik. Gazetecinin soru sorması, gördüğü gerçekleri bütün çıplaklığıyla yansıtma sorumluluğu unutuldu..”

Serpil Yılmaz’ın kendi köşe yazısıyla başlayan tartışma için Atilla Güner’le Akşam Postası’na yaptığı açıklama şöyle:

“Konu öyle bir hal aldı ki internette birinci sıralara yükseldi. O kadar siyasetin ortasına düşmek açıkçası istemedim. CHP’de taraflar oluşmuş. Farkı nedenlerle de oluşmuş olabilir. Onlar benim hiç korkum değil. Taksim toplantıları diye kanaat önderleri, siyasi liderler, konusunun uzmanı insanlar konuşmacı oluyorlar. CHP’nin kuruluşunun 97. Yılına denk gelen 9 Eylül’de Canan Kaftancıoğlu’ydu. Benim de ilgi duyduğum siyasi liderlerden, profillerden birisi. İzlerken dikkatimizi bizim de çekti. İki kere ‘’Gazi Mustafa Kemal’’ dedi.

Son dönemin kötü bir alışkanlığı. Siyasette de var iş dünyasında da var. Bizi basın danışmanı zannediyorlar. Gazeteci kimliğini algılamaktan giderek Türkiye uzaklaştı. Gazetecinin soru sorması, gördüğü gerçekleri bütün çıplaklığıyla yansıtma sorumluluğu unutuldu. CHP, CHP’li gazetecilerle toplantı yapıyor, AKP de AKP’li gazetecilerle toplantı yapıyor. Herkes birbirine sempati duyduğu noktalarda bir araya geliyor. Ben iş dünyasından birisini aradığım zaman tedirgin oluyorlar. ‘Acaba bizim hakkımızda ne yazacak’ diye. Gazetecilik artık böyle bir hal aldı. CHP’li bir gazeteci ‘Canan Kaftancıoğlu için belki dili sürtmüştür ya da yazarsam zarar verir ben bunu yazmayayım, kendisine telefon açayım’ der. Buralara gidiyor gazetecilik. Biz kimsenin basın danışmanı değiliz.

İtibarsızlaşma dediği şey nedir? Kendi ifadesini itibarsız mı buluyor?. Ben kendi ifadesini yazdım. ‘Gazi Mustafa Kemal demekle kendimi daha ait hissediyorum’ demiş, ben bunu dedim. Bu mudur itibarsızlaşma?”

 

Serpil Yılmaz’ın köşesine taşıdığı o yazı ; 

Atatürk’e atfen “Gazi Mustafa Kemal” ismini kullanmayı tercih ettiğini söyleyen CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu: ‘Kendimi ait hissettiğim bir ifade’

 

CHP İstanbul İl Başkanı Dr. Canan Kaftancıoğlu, internet ortamında yapılan Taksim Toplantıları’nın onur konuğuydu. Toplantı CHP’nin 97. kuruluş yıldönümüne denk gelen 9 Eylül günü oluyordu.

Türk Siyasetinde Örgütün Yeri ve Seçim Güvenliği” başlıklı bir sunum yaptı, katılımcıların sorularını yanıtladı.

Yaklaşık 1.5 saatlik konuşmasında Atatürk’e atfen üç kez “Gazi Mustafa Kemal” ismini kullandı.

Bu ifade biçimi, katılımcılar arasında yer alansosyal demokrat siyasetçi-akademisyen-gazeteci Uluç Gürkan‘ın gözünden kaçmayacak bir vurguydu…

Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi, Mustafa Kemal Gençlik Vakfı kurucu üyesi ve 1995-1999 TBMM Başkan Vekili olan Gürkan, Kaftancıoğlu’na “Atatürk adını kullanmamak tercihiniz mi” diye sordu…

Kaftancıoğlu’nun muhtemelen beklediği bir soruydu.

★★★

Kaftancıoğlu’nun yanıtı şu oldu: Kişilerin isimlerinden söz ederken, belirli alışkanlıklarla bunların özel atıflarla kategorize edilmesine karşıyım. Yıllardır kullandığım gibi bu şekilde ifade etmek, kendimi ait hissettiğim bir ifade olduğu için tercih ediyorum.

Bu yaklaşım; “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganını “militer” bulan Kaftancıoğlu’nun, “Mustafa Kemal’inyoldaşlarıyız” demeyi tercih ettiği açıklamasını hatırlattı.

Gazi Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadı TBMM’de 24 Kasım 1934 tarih ve 2587 sayılı kanunla verildi. Nüfus cüzdanının “Adı” hanesinde “Kemal”, “Soyadı” hanesinde ise “Atatürk” yazıyor.

Atatürk “Mustafa” adını da Türk dili hassasiyetinden dolayı, Arapça kökenli olduğu için kullanmamıştı.

Tarihçiler, “K. Atatürk” imzasına da gönderme yaparak “Atatürk, Mustafa adını kullanmayı sevmezdi” yorumları yaparlar.

★★★

Kaftancıoğlu’nun yanıtını paylaştığım Sözcü yazarı tarihçi Sinan Meydan, “Atatürk” adı üzerinde yapılan tartışmaları iki cephede ele alıyor.

Birincisi siyasal İslamcılar, ikincisi Atatürk’ü “burjuva milliyetçisi” olarak tanımlayan sosyalistler…

Meydan “Gazi Mustafa Kemal Paşa ifadesini yeğleyen siyasal İslamcılar,  karşı oldukları Cumhuriyet devrimlerini simgeleyen Atatürk adını kullanmıyorlar. Atatürk’ü yalnızca askeri bir komutan olarak anıyorlar. Onlar Türklerin atası olarak Atatürk’ü değil, Fatih Sultan Mehmet’i görüyorlar” diyor.

★★★

Sosyalistler arasında “Atatürk” yorumunda farklılıklar yok değil. Tarih yazarı Meydan, bu cephede emperyalizme karşı ulusal bağımsızlık savaşı veren ve laik, demokratik, hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Atatürk kimliğini savunanlar arasında; “68 kuşağının” liderlerini, Deniz Gezmiş‘leri anıyor.

★★★

Ülkeyi 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’ne götüren eli kanlı güçler, Kaftancıoğlu’nun kayınpederi yazar-derlemeci-radyo programcısı Ümit Kaftancıoğlu‘nu 11 Nisan 1980’de katletmişlerdi.

★★★

Sağcı-solcu demeden dilden dile dolaşan “Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar” türküsünü derleyen Ümit Kaftancıoğlu bugün yaşıyor olsaydı; gelini ile arasında “Atatürk” ifadesine ilişkin fikir birliği olur muydu? Kehanette bulunmak istemem.

9-10 Mart 2018 tarihli 19. Olağanüstü CHP Kurultayı’nda kabul edilen Parti Tüzüğü

Madde-1

(1) Cumhuriyet Halk Partisi; MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ün liderliğinde, Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin ve Kuvayımilliye’nin devamı olarak 9 Eylül 1923 tarihinde kabul edilen “parti tüzüğü” ile kurulmuştur.

(2) Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurucusu, ilk Genel Başkanı ve değişmez önderi MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’tür.

(3) Cumhuriyet Halk Partisi, programındaki anlamlarıyla Atatürkçülüğün “Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik, Devrimcilik” ilkelerine bağlıdır.

(4) Cumhuriyet Halk Partisi, başta Kurtuluş Savaşı’mız olmak üzere aydınlanma ideallerini, emek mücadelelerini, sosyal demokrasinin özgürlük, eşitlik ve dayanışma ilkelerini benimseyen çağdaş demokratik sol bir siyasal partidir.

(5) Cumhuriyet Halk Partisi, hukukun üstünlüğünü, insan hak ve özgürlüklerini, laikliği, çoğulcu ve katılımcı demokrasiyi, cinsiyet eşitliğini, sosyal devleti, sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi ve insan onuruna uygun barışçıl ve hakça bir dünya düzeninin kurulmasını vazgeçilmez temel ilkeleri olarak kabul eder.

Uluç Gürkan: CHP’ye üye bile olmaması gerekir

CHP’nin yasaklı olduğu 1991 yılında SODEP’ten Meclis’e giren, 2002 yılına kadar DSP ve CHP saflarında milletvekilliğini sürdüren Gürkan’dan, Kaftancıoğlu’nun sorusuna verdiği yanıtını yorumlamasını istiyorum.

Cevap hiç anlamlı değil. Kasıtlı kullandığını da itiraf ediyor.  Bu tutumdan ‘Kurtuluş Savaşı’nın lideri tamam; Cumhuriyet devrimlerine hayır’ anlamı çıkar.  Atatürk ifadesine kendini ait hissetmeyen birisinin bırakın parti kademelerinde yönetici olmayı, CHP’ye üye bile olmaması gerekir. CHP Tüzüğü’nün birinci maddesi Atatürk’ü ebedi kurucu başkanı kabul eder” diyor.

 

 

PAYLAŞ

BİR CEVAP BIRAK