HDP’li Tan: MİT’in verdiği mektubu Kandil’e gönderdik, Murat Karayılan'a verdik! » Baykuş Haber
Connect with us

SİYASET

HDP’li Tan: MİT’in verdiği mektubu Kandil’e gönderdik, Murat Karayılan’a verdik!

HDP’li Tan: MİT’in verdiği mektubu Kandil’e gönderdik

HDP’li Tan: MİT’in verdiği mektubu Kandil’e gönderdik, Murat Karayılan’a verdik! Kobani davası devam ederken HDP2li vekilin sözleri gündem oldu! Bu açıklamaların ardından Ak parti ve MHP içerisinde ne derece bir çatlak oluşturacağı ise merak ediliyor! HDP vekili bu resimlerden dolayı biz suçlamayı kabul etmiyoruz bu bir görevdir diyerek topu Hükumete attı!

Konuyla alakalı olarak MHP ve Ak parti ve Cumhur ittifakı ortakları nasıl bir karar vereceği nasıl bir açıklama yapacakları ise merak edilmeye başlandı.

Dava ileri bir tarihe ertelendi. Gözler Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP lideri Devlet Bahçeliye çevrildi!

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 24’ü tutuklu 108 kişinin yargılandığı Kobani Davası’nın 4’üncü duruşmasında ilk oturum sona erdi. Duruşmaya 21 Eylül 2021 tarihinde devam edileceği belirtildi.

IŞİD’in Kobani’ye yönelik saldırıları sonrası 6-8 Ekim 2014’te yaşanan protestolar nedeniyle dönemin HDP Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 20’si tutuklu 108 isim hakkında açılan davanın 4’üncü duruşması görüldü. Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Sincan Cezaevi Kampüsü’nde görülen davada sanık olarak yer alan 108 kişi, 29 ayrı suçlamayla 38’er kez ağırlaştırılmış müebbet ve 19 bin 680’er yıl hapis istemiyle yargılanıyor.

Duruşma salonuna Sincan Cezaevi’nde kalan tutuklu sanıklar, Edirne F Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Selahattin Demirtaş ve Kandıra Cezaevi’nde bulunan Figen Yüksekdağ ve diğer siyasetçiler Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Önceki duruşmalarda tahliye olan eski Kars Belediyesi Eş Başkanı Ayhan Bilgen, eski milletvekili İbrahim Binici, eski HDP MYK üyeleri Berfin Özgü Köse ve Cihan Erdal da salonda hazır bulundu. Tutuklu yargılanan siyasetçilerden Aysel Tuğluk’un mazeret bildirerek duruşmaya katılmama talebi heyet tarafından kabul edildi. HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın yanı sıra çok sayıda HDP’li milletvekili de salonda bulundu.

“DAVA HUKUKİ DEĞİL”

Duruşma sürerken HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, davanın görüldüğü Sincan Kampüsü önünde basın açıklaması yaptı. Buldan, davaya ilişkin şunları belirtti:

“Kobani davasının yürütmesiyle mükellef olan, kesinlikle talimatla çalışan, yukarıdan emir alan mahkeme heyetinin arkadaşlarımızı nasıl yargıladığını bir kez daha gördük ve buna tanıklık ettik. Kobani davası dediğimiz, Türkiye’de kesinlikle hukuk ile alakası olmayan, siyasi saiklerle yazılmış olan dosyanın ve iddianamenin içerisinde gerçekle hiçbir şeyin alakası olmadığı, yalanlar ve iftiralarla, tamimiyle intikam duygusuyla yazılmış olan bir iddianamenin uygulatılmaya çalışıldığı, bir dönemin siyasi aktörlerinin yargılanmasının yapıldığı bir sürece tanıklık ediyoruz. Bu dava hukuki dava değil. Bu iddiamızı, ileri süreçlerde de arkadaşlarımızın yaptıkları ve yapacaklarıyla da ortaya koyacaklarına inanıyoruz.

“DAVAYI ÇÜRÜTECEĞİZ”

Kobani olayları dediğimiz o sürecin yaşandığı dönemde yargılanan her bir arkadaşımız, aslında olayları durdurmak ve olayların önüne geçebilmek için büyük çaba sarf etti. O günün failleri, gerçek suçlular korunmakta, yargılama dışında bırakılmakta, ama olayları engellemek isteyen başta HDP’liler olmak üzere diğer siyasi aktörlerin de bu olaylarla ilişkilendirilerek cezalandırılmaya çalışıldığını hep birlikte görüyoruz. Hiç kimse şundan kuşku duymasın, bunun da üstesinden geleceğiz. HDP, Kobani davası dediğimiz bu hukuksuz davayı da çürütecektir. Delilleriyle gerçekleri ortaya koymakla elbette ki bunun üstesinden geleceğiz.

“RESİM SUÇLAMAYA DAHİL EDİLEMEZ”

Sanıklardan eski HDP Milletvekili Altan Tan, iddianamedeki delillere ilişkin, “Bunlardan bir tanesi, Kandil’de Murat Karayılan’ın da olduğu bir fotoğraf; Abdullah Öcalan’la görüşme sırasında MİT’in bize verdiği Öcalan mektubunu Kandil’e götürdüğümüzde çekilen fotoğraftır. Bu, resmi bir görev sırasında çekilmiştir ve bir suçlamaya tabi tutulamaz” dedi.

Duruşmada söz alan sanık avukatlarından Mesut Beştaş, bir kısım müvekkillerinin yasama dokunulmazlığına işaret ederek şunları söyledi:

“Siz de Meclis kürsüsünde yaptıkları konuşmaları talep edip bilirkişiye gönderilmesini talep etmişsiniz. Bu hususta yargılamanın devam ettirilmesi değil, durdurulması gerekiyor. Bu ara kararı talep ediyoruz. Aksi takdirde bu soruşturma ve kovuşturma aşamasında herkesin suç işlediği sonucuna varılacaktır. Bunun önüne geçilmesi için yasama dokunulmazlığı kapsamında olma ihtimali olan vekillerle ilgili yargılamanın durdurulması kararının verilmesini istiyoruz. Müvekkilim Demirtaş’ın dosyası pilot bir dosyadır. AİHM’in Demirtaş kararı, yargılamaların tamamını ilgilendiriyor. Demirtaş’ın kararı, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nde de görüşüldü. Komite, Türkiye’ye karşı sert bir uyarıda bulundu. Kesinleşmiş kararlar dahil yargılamaların düşürülmesini istedi. Bunu siz başka organın kararı gibi değerlendirebilirsiniz ama mahkeme kararlarını ilgilendiren bir icra kararıdır. Türkçe çevirisinin Adalet Bakanlığı ya da Dışişleri Bakanlığı’ndan istenilmesini talep ediyoruz.”

MAHKEME BAŞKANINI ELEŞTİRDİ

Selahattin Demirtaş’ın avukatı Cahit Kırkazak ise yargılamanın ilk gününden beri polisin, mahkeme başkanının talimatı olduğunu iddia ederek seyircilerin, basının ve yabancı temsilcilerin içeri girmesine izin vermediğini hatırlattı. “Siz de böyle bir talep vermediğinizi söylüyorsunuz” diyen Kırkazak, bu duruma dair bir ara karar oluşturulmasını istedi. Mahkeme başkanının tutumunu eleştiren Kırkazak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Müvekkillerimizle görüşmelerde cübbe dayatmasının yasal bir temeli yoktur. Kürsünün yüksekliği ve mikrofon avantajı ile bana karşı sesinizi yükselttiniz. Her gün sizinle görüşme çabası içine giriyoruz. Siz ‘salonda görüşürüz’ diyorsunuz ama salonda bizi dinlemeden sırtınızı dönüyorsunuz. Kolluk, bize sizi adres olarak gösteriyor. Bu noktada sizin daha sakin olmanız gerekirken bizden daha sert davranıyorsunuz”

“YARGILAMA SİYASİ BİR PARTİNİN ODASINDA BAŞLADI”

Beyza Üstün’ün avukatı Nuray Özdoğan, aleyhte olan evrakın hiçbirini kabul etmediklerini belirtti. Dava dosyasına bir dosyanın yanlış geldiğini aktaran Özdoğan, sabah saatlerinde yapılan engellemelere dikkat çekti. Yargılamanın duruşma salonunda başlamadığını ifade eden Özdoğan, şöyle devam etti:

“Biz, cezaevinin Yenikent girişinde 4 avukat durdurulduk, içeri alınmadık, arabamızın fotoğrafı çekildi. Sizden talimat aldıklarını söylüyorlar, yalan söylediklerini şimdi öğrendik. O yüzden meslektaşlarımız size ulaşmaya çalıştı. Bu yargılamada aleniyet sağlama görevi sizin ve bizimdir. Ama size ulaşamadık. Yargılama sürecine dair her türlü meselede size ulaşabilmeniz lazım. Yargılama ne bu salonda başladı ne savcılık odasında ne de emniyette. Bu yargılama açık ve net olarak siyasi bir partinin odasında başladı”

Özdoğan, Özdoğan, “Fotoğraflarımızı çekmeye ne hakları var. Ben hangi güvenle gelip, duruşmada savunma yapacağım. Bu konuda duruşmanın girişinde bize böyle davranamazlar. Katılımcılara böyle davranamazlar. Buna sizin müdahale etmeniz gerekiyor” dedi.

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi salonundan SEGBİS ile duruşmaya katılan eski HDP Milletvekili Altan Tan, Demirtaş’ın Kobani davasına gerekçe gösterilen tweetlerine ilişkin AİHM’in yaptığı tespitleri okudu. Tan, şunları kaydetti:

“AİHM, tweetlerin siyasi ifade sınırları kapsamında kaldığını ve şiddet çağrısı içermediğini ve yaşanan şiddetle bir bağının olmadığını belirtmiştir. AİHM kararları bağlayıcı olduğundan, Büyük Daire kararından sonra 30 Aralık 2020 tarihinde iddianamenin bu tweetlere binaen hazırlanması da hukuka aykırı olduğunu göstermektedir. 6 Ekim 2014 tarihinde yapılan MYK toplantısına katılmadım. O toplantının genel muhtevası ile ilgili de bir bilgi sahibi değilim. Ama bu tweetlerin bir suç teşkil ettiğini düşünmüyorum. Şiddeti teşvik anlamında bir çağrı değil.”

TAN: MİT’İN BİZE VERDİĞİ ÖCALAN MEKTUBUNU KANDİL’E GÖTÜRDÜK

İddianamede yer alan belgelere dair açıklamada bulunan Tan, şunları söyledi:

“Bunlardan bir tanesi Kandil’de Murat Karayılan’ın da olduğu bir fotoğraf; Abdullah Öcalan’la görüşme sırasında MİT’in bize verdiği Öcalan mektubunu Kandil’e götürdüğümüzde çekilen fotoğraftır. 1 Mart 2013’te Kandil’e götürülmüş ve Murat Karayılan’a teslim edilmiş. Sonrasında onlardan gelen cevaplar da devlet yetkililerine iletilmiştir. Bu resim devlet tarafından görevlendirilen heyetin resmidir. MİT tarafından Kandil’e Murat Karayılan’a verilmek üzere mektubun teslim edildiğini göstermeye yönelik çekilen bir fotoğraftır. Bu resmi bir görev sırasında çekilmiştir ve bir suçlamaya tabi tutulamaz. Diğer fotoğraflar ise Erbil’de 25 Eylül 2017 tarihinde Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin yaptığı referandum esnasında görevlilerle çekilen bir resimdir. Bunların kimler olduğu yine Erbil’den sorulabilir. Bunların YPG ya da PKK ile bir bağlantıları yoktur. Bir diğer resim 22 Eylül 2014’te Mesut Barzani’nin Erbil’de yaptığı mitingde çekilen fotoğraftır. Söz konusu bayrak da Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin bayrağıdır. Ve Türkiye’deki resmi ziyaretlerinde de kullanılan bayraktır”

DURUŞMAYA YARIN DEVAM EDİLECEK

İddia makamının taleplere ilişkin beyanının ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, kararında şunları kaydetti:

“Bu celse savunma yapacağını söyleyen Meryem Adıbelli’nin Kürtçe savunma yapacak olması ve salonda tercüman bulunmaması nedeniyle duruşmanın 21 Eylül 2021 günü saat 9:30’ a bırakılmasına, Can Memiş’in öğrenim nedeniyle, Altan Tan ve İbrahim Binici’nin savunmaları alınmış olmasına ve eski milletvekili olmaları ve yaşları nazara alınarak duruşmalardan vareste tutulmasına, bir kısım sanıkların müdafilerinin duruşmaya girmeden önce sıkıntı yaşadıklarını belirtmeleri karşısında her ne kadar duruşma salonun açık olması ve aleniyetin sağlanması noktasında herhangi bir sıkıntı bulunmasa bile ileri sürülen sıkıntıların giderilmesi amacıyla cezaevi yönetimine ve Sincan Emniyet Müdürlüğü’ne ayrı ayrı müzekkere yazılarak, dosyamızın duruşmasına girmek isteyenlerle ilgili daha dikkatli davranmalarının istenilmesine oy birliğiyle karar verildi. Diğer taleplerle ilgili duruşmanın sonunda karar verilecektir”

KOBANİ DAVASI NEDİR?

Arapça adıyla Ayn-el Arab, Kürtçe adıyla Kobani, Suriye’nin kuzeybatısında yer alan, Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine komşu bir kasaba.

Halep Vilayeti’ne bağlı kasabanın kontrolü, 2011’de Suriye’de iç savaşın başlamasından kısa süre sonra Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) geçti.

Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü, Eylül 2014’te Kobani’ye karşı bir harekât başlattı.

Türkiye’de bu dönemde, kamuoyunda “çözüm süreci” olarak bilinen süreç devam ediyordu.

IŞİD, Ekim ayında Kobani’de ciddi bir ilerleme kaydetmeye başladı.

Bu süreçte, Türkiye’nin farklı kentlerinde “Kobani’ye destek” eylemleri başladı.

HDP yetkilileri krizin başından itibaren Türk yetkilerle çeşitli görüşmelerde bulundu.

HDP’lilerin en önemli taleplerinden biri, Suriye’nin kuzeyindeki diğer bölgeler ve Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (IKBY) üzerinden gelecek askeri yardımın ulaşması için Türkiye toprakları üzerinden Kobani’ye bir koridor açılmasıydı.

Kaynak: tele1