Gara operasyonunun şifreleri ve terörle mücadelede yeni hedef! | Baykus Haber
Connect with us

DÜNYA

Gara operasyonunun şifreleri ve terörle mücadelede yeni hedef!

Türkiye’nin PKK’ya yönelik Gara Operasyonu, örgütü paniğe sevk etti. Teröre karşı sıfır tolerans ilkesiyle hareket eden TSK karşısında kaybedeceğini anlayan eli kanlı teröristler yeni bir vahşete imzasını attı. 13 vatandaşın şehit edilmesinin ardından devletin üst kademesinden terörle mücadelede çarpıcı mesajlar verilirken, uzmanlar Gara Operasyonu ve terörle mücadeleyi Haber7’ye değerlendirdi.

Terörist yapılanmalara karşı etkin ve kararlı operasyonlar yürüten Türk Silahlı Kuvvetleri hem yurt içinde hem de yurt dışında teröre karşı sıfır tolerans ilkesiyle hareket ediyor. İllegal yapılanmalara göz açtırmayan Mehmetçik, yurt içindeki PKK’lıları sınır ötesinde de bitirmekte kararlı.

Kaplan ve Pençe harekatlarının ardından geçtiğimiz günlerde başlatılan Gara harekatı PKK’yı paniğe sevk etti. Özellikle yapılış bakımından Türkiye sınırından farklı bir noktadan başlatılan Gara Operasyonu, terör yığınaklarını hedef aldı. Geçmiş yıllarda teröristlerin kaçırdığı, aralarında emniyet ve asker mensuplarının da bulunduğu 13 Türk vatandaşını kurtarma hedefinin de yer aldığı operasyon, PKK’nın vahşi yüzünü bir kez daha ortaya koydu.

 

Sığındıkları mağaraları başına dar eden Mehmetçik’ten kaçabilmek için 13 vatandaşı vahşice katleden PKK’lılar, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının en seçkin birimleri tarafından etkisiz hale getirildi. Özellikle yapılış itibarıyla ilk niteliğinde bir operasyon olan Gara hakkındaki bilinmeyenleri, detayları ve terörle mücadeledeki gelecek adımları uzmanlar Haber7.com’a değerlendirdi. Strateji ve Güvenlik uzmanları Coşkun Başbuğ, İbrahim Keleş, Genelkurmay İstihbarat Eski Başkanı Emekli Korgeneral İsmail Hakkı Pekin ile gazeteci yazar Faruk Aktaş Gara’ya ilişkin önemli konu başlıklarına değindi.

COŞKUN BAŞBUĞ: TÜRKİYE’NİN HER TÜRLÜ OPERASYONU YÜRÜTECEK GÜÇ VE KUVVETİ VAR

Güvenlik Uzmanı Coşkun Başbuğ, Türkiye’nin PKK yığınak ve mağaralarına yönelik yürütülen operasyonlar ile güç, kuvvet ve kabiliyetini gösterdiğini ifade ifade etti. Özellikle son dönemde yürütülen milli savunma teknolojileri hamlesiyle bu kabiliyetin katlandığını belirtirken şunları söyledi:

“Türkiye’nin sınır ötesi her türlü operasyonu yürütecek güç ve kuvveti var. Bunu da teknik donanımla yerli ve milli savunma sanayisindeki hamleleriyle destekledi. Kendi kendine yetecek, havadan ikmal yapacak, erken uyarı sistemi ile kendi birliklerinin emniyetini alacak ve aynı zamanda da bunu istediği alana taşıyacak güç ve kudrette. Bunun en yakın örneğini 2017 Nisan’da gördük. Orada da yine Sincar ve Karaçok bölgesinde bir hava harekatı düzenledik. 27 Ocak’ta bir iki saatte çok daha derine inerek Sincar ve Karaçok bölgesini yerle bir etti. Bu süreçte sadece hava unsurlarını kullandık. İsteseydik orada kara unsurlarını da kullanabilirdik. Türkiye’nin elindeki tesisat ve mühimmat buna yetiyor.”

“İLK DEFA GARA’DA GERÇEKLEŞTİRDİK”

Türkiye’nin Gara’da gerçekleştirdiği operasyonda bir ilk olarak müşterek harekat ile kara ve hava unsurlarının birlikte hareket etmesi sonucu icra edildiğini belirten Başbuğ, bunun başka ülkelerin tatbikatını dahi gerçekleştiremeyeceği zorlukta bir operasyon olduğuna dikkat çekti:

“Bunu ilk defa kara ve hava müşterek harekat şeklinde Gara’da gerçekleştirdik. Bunda da büyük bir başarı sağladık. O bölge Amerika tarafından hava savunma sistemi dahil iyice donandırılıp Türkiye’nin yapacağı bir olası harekata karşı tesisatlandırılmıştı. Fakat buna rağmen bizim erken uyarı sistemimiz sıfır hata ile harekatın gerçekleşmesini sağladı. Müşterek harekat da gece şartlarında yapıldı. Bütün bunları birleştirdiğinde başka ülkelerin tatbikatını bile yapamayacağı harekatı Türk Silahlı Kuvvetleri fiilen gerçekleştirdi. Verdiğimiz şehitler de ilk ateş esnasında verdiğimiz şehitler. Bunun haricinde hiçbir kaybımız yok. Gerek tesisat anlamında gerek personel anlamında. Karşıya verilmiş de büyük bir zayiat var. Burada bütün dünya kamuoyunun gördüğü gerçek şu; Türkiye Cumhuriyeti Devleti istediği coğrafyada, istediği ortamda, istediği hava koşulunda her türlü harekatı yapabilecek güç ve kudrette.”

 

“ASLA TAHMİN EDEMİYORLARDI”

Türkiye’nin özellikle taktik ve stratejik hamleleriyle operasyonu öngörülmez kılma girişimlerinde bulunarak, terörist organizasyonlar ile onu destekleyen yapılanmaları şaşırtma yönteminin uygulandığını ifade etti:

“Terör örgütü ve onu destekleyen Amerika, Türkiye’nin böyle bir harekat yapabileceğini asla tahmin etmiyorlardı. Örgütün zaten çözülme sürecinde olduğunu hep söylüyoruz. Amerika’da Biden sonrası gelen yönetim fabrika ayarlarını işletmek için birtakım tedbirler almak zorundaydı ve aldı. Bu tedbirlerde eski ilişkileri canlandırmak ile başladılar işe. McGurk’un bölgeye atanması, McGurk’un klan yapıda kurduğu ilişkilerin tekrar canlanması ve Bağdat’taki terör saldırısıyla merkezi yönetime bir göz dağı verildi.”

 

Başbuğ, özellikle Türkiye’nin bu ani cevabı karşısında illegal yapılanmaların paniklediğini ve bu operasyonun onlara atılmış bir “Osmanlı Tokadı” olduğunu ifade etti:

Türkiye’nin buna kınama haricinde bir cevap vermesi gerekiyordu. Bana göre bu cevabı düzenlemiş olduğumuz harekat ile gerçekleştirdik. Bu harekat hem terör örgütüne hem de destekleyenlere bir Osmanlı şamarı oldu. Bu Türkiye’nin karalılığını gösteren, ‘Ben bu işi tek başıma olsam da çözeceğim.’ mesajıydı. Artık korkma ve paniği atlatma sırası Amerika’da, emperyal devletlerde ve desteklediği çapulcu sürüsünde. Bu operasyonun özellikle terör örgütüne darbesi psikolojik anlamda çok büyük olacaktır.

“ÇÖZÜLMEYİ HIZLANDIRACAKTIR”

PKK’ya verilen bu cevap ile terörist yapılanma içerisindeki farklı görüşlerin, çözünmeyi daha da hızlandıracak bir unsur olduğuna değinen Güvenlik Uzmanı şunları söyledi:

“Zaten dağılma noktasında olan örgütte, girilemez, erişilemez denen bölgenin de düştüğünü, oradakilerin etkisiz hale getirildiğini, sözde yönetici olan birçok kişinin de etkisiz hale getirildiğinin duyulması çözülmeyi hızlandıracaktır. Aynı zamanda o bölgede Kandil ve Sincar arasındaki o kirli ve kanlı bağ koparıldı. Bu da harekatın başka bir boyutu. Bu koparılma hem lojistik hem muhabere anlamında bir kopma. Zaten şu an gruplar arasında o irtibat da koptuğu için büyük bir panik yaşıyorlar. Amerika bu paniği nasıl toparlayacak göreceğiz zamanla.”

 

“BÜYÜK BİR HAREKAT BEKLİYORUM”

Mehmetçik’in PKK’ya yönelik büyük bir hazırlık içerisinde olduğunu ifade eden Başbuğ, özellikle Süleyman Soylu başta olmak üzere, devletin üst kademesinden gelen terörle mücadeleye yönelik açıklamaların, yeni dönemde nasıl bir yol haritası izleneceğine ilişkin işaret olduğuna değindi.

Özellikle Kandil veya Sincar’da noktasal operasyonlar ile büyük bir harekat beklediğini söyleyen Başbuğ, “Ne devletin, ne de milletin sabrı kaldı. Yaşadığımız olay bunun tetikçisi oldu” ifadelerini kullandı.

“Önünde sonunda Kandil’i temizleyeceğimizi zaten söyledik. Sayın Akar’ın ‘Kandil iti ortadan kaldırılmalı’ şeklindeki vurgusu da bu yüzdendir. Bizim yaptığımız bu harekat, ara hedef olarak adlandırdığımız bir harekattır. Sincar’ın ve Kandil’in kapısı olarak adlandırılan bölgenin ele geçmesi bizi şu noktaya götürecek; kapı çalındı, hangi kapının önce açılacağına Genel Kurmay karar verecek. Benim şahsi beklentim öncelikle Kandil’in kapısı açılacak ki Sayın Soylu’nun yaptığı açıklamada da bunu rahatlıkla görebilirsiniz. Kandil’in kapısı açıldıktan orada kontrol sağlandıktan sonra Sincar’a bir operasyon düşünülebilir. Ya da tam tersi ikisine eş zamanlı bir operasyon gerçekleşebilir. Devletimiz sağ gösterip sol vurmayı çok seviyor. Şu an beklentiler bu yönde ikisine bir harekat başlarsa şaşırmamak lazım. Çünkü ülke içerisinde terör ile mücadelede çok büyük başarı sağlandı. Buraya ayırmak zorunda kaldığın güçleri Irak ve Suriye’deki coğrafyalara kaydırdığın takdirde çok daha geniş bir alanda, çok daha kısa bir sürede sonuç alacak operasyonlara gidebilirsin. Ben Kandil ve Sincar’ın eli kulağında çok büyük bir harekat bekliyorum. Ne devleti ne milletin artık sabrı kalmadı. Yaşadığımız bu olay da bunun tetikçisi oldu.”

 

İBRAHİM KELEŞ: DOSTA, DÜŞMANA MESAJ

Strateji uzmanı İbrahim Keleş de operasyonda hem dost hem de düşman unsurlara net bir mesajın verildiğini, bu noktada teröristlere de “kaçacak yeriniz kalmadı” ifadelerinin söylenmiş olduğunu belirtti:

“Operasyonun verdiği mesaj olarak şunu söyleyebilirim: Dostlara, “birlikte olduğunuz zaman sizin güvenliğiniz, bizim de güvenliğimizdir. O yüzden birlikte hareket edersek bu terörü birlikte bitirebiliriz.” diyor. Düşmana ise çok net olarak “Sizin dünyada kaçak hiç bir yeriniz yok. nereye kaçarsanız kaçın, bize tehdit olmaya devam ettiğiniz müddetçe, sizin karşınızda olacağız ve bulduğumuz yerde sizi imha edeceğiz” diyor. Bu Gara’dır, Kandil olur yarın Sincar olur fark etmez. Teröristlere artık saklanacak delik kalmadığının en net göstergesidir bu operasyon. PKK’ya gerek silah, araç gereç ve siyaseten destek veren kim varsa, hangi ülke olursa olsun hepsine çok net bir mesaj verilmiştir. Türkiye onlara “Umut bağladığınız terör örgütlerinin ancak leşlerini görebiliriniz” denmiştir. Türkiye de bunu yapmıştır.”

SONRAKİ HEDEF SİNCAR

Strateji uzmanı Keleş, terörle mücadelede bundan sonraki hedefin Sincar olabileceğini işaret ederken, Sİncar’ın stratejik olarak PKK için ne kadar değerli olduğunu açıkladı, hem coğrafi olarak hem de lojistik olarak PKK önemini anlattı:

“Bundan sonraki harekatla ilgili şunu söyleyebilirim. Mevcut şartlarda Kandil’de PKK’nın tutunamadığı ve orayı terk etmeye başladığı,fazla etkinliğinin kalmadığını düşünüyorum. Bu sebeple onlar bir süre önce Gara’ya gelmişlerdir. Gara’da da barınamayacağını görünce ilk kaçacağı yer olarak Sincar yer almaktadır. Sincar PKK için lojistik kaynak ve coğrafi açıdan Suriye sınırında yer aldığı için çok değerli. PKK için olası bir taarruz durumunda kaçış sahası olacaktır. O nedenle burası PKK için seçilmiş bir noktadır. Bu noktada PKK’ya yapılacak olası bir harekatın hedefi Sincar olacaktır. ben ne zaman olur, nasıl olur bilemiyorum ama işaret edilen, hedef gösterilen sahanın Sincar olduğu kanaatindeyim.”

 

PKK’SIZ KINAMALAR

PKK’nın gerçekleştirdiği vahşiçe katliama yönelik, isim vermeden yapılan bazı tepkilerin cılızlığına değinen Keleş, bu durumun PKK’nın meşrulaştırılmasına destek olabileceğine işaret etti:

“İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu ve devletin diğer kademeleri bu meselenin ardından kesin suretle fikirlerini, dile getirdiler. PKK 13 vatandaşımızı hunharca katletmiş, şehit etmiştir. Bu hiç bir şekilde kabul edilebilecek bir şey değildir. İçimizdeki bazı siyasilerin PKK’nın ismini vermeden yaptığı kınamalar da en az PKK’nın kendisi kadar tehlikelidir. Ülke güvenliği açısından. PKK’nın ismini kullanmadan kınama yayınlayamazsınız. PKK’ya destek/meşrulaştırma niteliğindeki bir tavırdır bu. Bu bir terör örgütü eylemidir ve terör örgütünün ismi PKK’dır. Bunu söyleyemiyorsanız gıyaben destek vermiş olursunuz.”

“YUNANİSTAN İLE PKK’NIN YAPTIĞI AYNIDIR”

Özellikle terörle mücadelede hedefin PKK’nın yönetim kadrosu olarak gösterilmesine değinen Keleş, terör organizasyonlarının yok olma noktasına geldiği için bu taktikler ile hareket ettiğine işaret etti. Tarihte de bu tür yenilgi durumunda düşmanların neler yaptığına değinen Keleş, Yunanistan üzerinden bir örnek verdi.

“Öfkemiz çok büyük, intikam arzumuz çok diridir. Devlet yetkilileri kararlılıklarını ortaya koymuştur. Burada akan her damla kanın hesabı sorulacaktır. PKK’nın sözde yönetici kademesi hedefte olacaktır. Devlet bunun hesabını kat be kat soracaktır. Bakın tarihte bunun bir örneği vardır.

1922 Büyük Taarruz sonrasında Yunanlılar Ege Denizi’ne doğru kaçarken, geçtikleri köyleri yaktılar ve orada yaşayan insanları katlettiler. İzmir yakılarak bırakıldı. Aynı bu. Bugün FETÖ’yü ve diğer terörist organizasyonları besleyip Türkiye’ye karşı kullanan Yunanistan ile PKK’nın davranışı, yaptığı aynıdır. Aralarında hiç bir fark yok.”

FARUK AKTAŞ: PKK’YA ÇOK DAHA GÜÇLÜ OPERASYONLAR YAPILABİLİYOR

“Operasyonun kuzeyden, Türkiye tarafından ziyade Güney’den, Kürt bölgeleri içerisinden organize olunarak girildiği çok bellidir. Bunun amacı alıkonan kişilerin saklandığı mağaraya daha kolay ulaşabilmeye yönelik bir planlamaydı. Şüphesiz halihazırda Türkiye özellikle Pençe-Kaplan operasyonlarından sonra bölgede önemli bir kontrol sağladı. Yerleşik üslerin vasıtasıyla buradan destek sağlayarak PKK’ya çok daha güçlü operasyonlar yapabiliyorlar. Dolayısıyla sadece kendi topraklarından değil, Kuzey Irak’taki hemen hemen her bölgeden operasyon yapabilme kabiliyetine erişmiştir Türkiye. “

“40 KİLOMETRE DERİNLİĞE KADAR İNDİLER”

“Operasyonun spesifik bir önemi var. Alıkonanların kurtarılmasına yönelik bir amacı vardı. Operasyon zaten bu yönde icra edildi ancak ne yazık ki bu başarılamadı. PKK’lılar orada imha olacaklarını anlayınca 13 sivili infaz ederek şehit ettiler. Operasyonun öncelikli amacı buydu . Ancak bir diğer amacı da Sincar’a yönelik büyük bir hazırlıktı. Bu anlamda daha önce önce Pençe-Kaplan operasyonlarıyla 10-12 kilometre derinliğe inilirken bu operasyon ile 40 kilometre derinliğe kadar inildi. Bu Operasyon ile PKK’nın geçiş sahaları kontrol altına alınmış oldu. Bundan sonraki hedef kuşkusuz Sincar olacak gibi görünüyor. Türkiye burada artık Sincar’daki teröristleri söküp atmadığı müddetçe, ABD himayesinde Irak ve Suriye’yi birleştirerek oluşturulacak bir terör koridoru engelleyemeyeceğinin farkında. Büyük ihtimalle önümüzdeki günlerde bu konu çok daha gündemde olacaktır. “

 

ÜST DÜZEY İSİMLER HEDEFTE

“13 sivilin şehit edilmesinden sonra Sayın Bakan Süleyman Soylu’nun da dile getirdiği gibi PKK’nın ana kademesindeki, üst düzey isimlerin bulunduğu yerlere yönelik çok daha etkili çok daha kuvvetli operasyonlar beklenecektir bu noktadan sonra”

İSMAİL HAKKI PEKİN: ÇOK ZOR VE RİSKLİ BİR OPERASYON

“Bu çok zor ve riskli bir operasyon. Bu operasyon için karar alanlarda büyük bir risk alıyorlar. Kolay bir şey değil. Operasyonun amacı sivilleri kurtarmak yoksa o kadar geniş bir bölgenin kontrolünü sağlamak değil. Bu riskli operasyona özel kuvvetleri katıyoruz ve özel kuvvetler herhalde 100 kişiden az. O bölgeye indikten sonra yürümeleri gerekmiş belli bir yere kadar. Türkiye’den sızma şeklinde olsaydı belki çok daha iyi olurdu. Amacı açısından baktığımızda sivilleri kurtarmada başarısız olduk. Ama umutsuzlukla kararsızlıkla düşünemeyiz, terör ile mücadeleden vazgeçemeyiz.Çünkü bu tip operasyonlarda başarılı olmak da var başarısız olmak da var. Belki çok daha fazla zayiat da verebilirdik.”

“HEM DÜNYAYA HEM DE PKK’YA BU MESAJI VERDİLER” 

“Bölge gerçekten pusuya düşecek bir arazi yapısına sahip. Güneyden girmişiz. Belki daha yakın olduğu için güneyden girdik bir de şaşırtmak için olabilir tabi. Amacımızda neden başarılı olmadığıma bakacak olursak; risk çok yüksekti, mağaradakilerin kurtarılması zor bir konuydu. Dünyaya verdiğimiz mesaja geldiğimizde, biz her türlü şartta böyle bir harekat yapma kabiliyetine ve imkanına sahibiz. Hem dünyaya hem PKK’ya bu mesajı verdiler. “

ABD’NİN SÖYLEMİ 

“Tabi PKK ve Amerika’nın söylemi ilginç. Onların eline propaganda fırsatı verdik. Amerika, ‘Bu vatandaşları PKK’nın öldürdüğü doğruysa’ gibi bir ifade kullandı. Bu bir müttefik için çok ağır bir laf. Bize güvenmiyor. Bizim söylediklerimizin yalan olduğunu düşünüyorlar. PKK’da Avrupa’dan bir kurum gelsin bunların otopsisini yapsın diyor. Bu noktada dünyaya net bir mesaj verildi. Bu mesaj PKK için de geçerlidir.”

Haberi Okumaya Devam Et
Advertisement
Habere Yorum Yap

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

DÜNYA

Bugün düşen meteora ait video görüntüsü bir çok ilde görüldü daha yeni başladı!

Bugün düşen meteora ait video görüntüsü bir çok ilde görüldü dada yeni başladı!

Bugün düşen meteora ait video görüntüsü bir çok ilde görüldü daha yeni başladı! Dün gece sosyal medya üzerinden paylaşılan görüntü milyonlara kişi tarafından görüldü. Bir çok kişi ne olduğunu dahi anlamadı. Bazı sosyal medya kullanıcıları ise görüntüleri yayınladı. Türkiye’de bir çok ilde görünen meteor düşme anı ise oldukça ilgi çekti

Uzman İsim Uyardı Daha yeni başladı.

Türkiye’nin özellikle Doğu Karadeniz Bölgesindeki illerin yanı sıra Ankara, Kayseri, Tokatta da gökyüzünü birkaç saniyeliğine aydınlattığı belirtilen ışık hüzmesi sosyal medyada takipçileri arasında en çok paylaşım yapılan konular arasında yer alırken, Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, bu tür doğa olaylarının görüleceğini söyleyerek daha yeni başladık dedi.

Türkiye’nin özellikle Doğu Karadeniz Bölgesindeki illerin yanı sıra Ankara, Kayseri, Tokatta da gökyüzünü birkaç saniyeliğine aydınlattığı belirtilen ışık hüzmesi heyecan yarattı. Sosyal medyada paylaşımda bulunanlar yaşananları gök taşı (meteor) düşmesi olarak nitelendirirken, o anlar dünden bu yana konuşulmaya devam ediyor.

DAHA YENİ BAŞLADIK

Meteor yağmuru ve meteor düşmesinin, dünyanın en doğal olaylardan oluğunu, korkulacak ve endişe edilecek durum olmadığını belirten Prof. Dr. Bektaş, Meteor yağmurlarının bile takvimi var. Kuzey yarım kürede özellikle Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgede bu meteor yağmurlarının daha çok şov şeklinde görmek mümkün. Bunlar nedir? ‘Uzayda kuyruklu yıldızların molozları’ diyebileceğimiz parçalardır. Bu parçalar atmosfere girdikleri andan itibaren yüksek sıcaklık ve sürtünmeden dolayı azami bir enerji açığa çıkarıyorlar ve parlıyorlar.

Bunların büyük bir kısmı atmosferde eriyor ve dünyaya da taş olarak düşmüyor ama bazıları da taş olarak düşüyorlar. Dünyanın sonunun meteor çarpması sonucu olacağı yönünde teoriler de var. Üniversiteye bazı vatandaşlar bu tip taşları getiriyorlardı. Göktaşı mı, değil mi; öğrenmek için. Bu doğa olayı bir şok şeklinde görülen doğa olayı. Endişe edilecek ve korkulacak bir durum söz konusu değil. Meteor düşmelerini görebileceğiz, daha yeni başladık şeklide değerlendirmede bulundu. (DHA)

Haberi Okumaya Devam Et

DÜNYA

25 yıldır yapılmayan surları Ekrem İmamoğlu düzenlemeye başladı! Fatihin İstanbul’u yenileniyor

ekrem imamoğlu surları yeniliyor fatihin istanbulu şahlanışa geçti

25 yıldır yapılmayan surları Ekrem İmamoğlu düzenlemeye başladı! Fatihin İstanbul’u yenileniyor.
İBB 25 yıllık ihmali gideriyor, İstanbul’un kara surları restore ediliyor.

İstanbul’un kara surlarında aynı anda 5 burçta başlayan restorasyon çalışması 2 yılda 22 burcun tamamının restorasyonunu kapsayacak.

Ciddi yıkılma ve tahribatlar var günün sonunda 2 yıl içinde tamamlanacak dünyanın ve İstanbul’un gezi alanı olarak kullanılmasını istiyoruz.

Ak Partililer daha önce projeye karşı çıkmıştı.. Sosyal medyadan kimliği belirsiz troller Ekrem İmamoğlu’na onlar bizim sen dokunma İstanbul senin değil bizlerin diyen troller ‘de Ekrem İmamoğlu’na engel olmadı.

Haberi Okumaya Devam Et

DÜNYA

CIA raporu duyurdu: İşte Cemal Kaşıkçı’nın infaz emrini veren isim!

Gazeteci Cemal Kaşıkçı ‘yı vahşice ve planlayarak öldürülmesi ile alakalı olarak CİA rapor yayımladı.

 

 

ABD’de CIA tarafından hazırlanan 2018 yılında işlenen Cemal Kaşıkçı cinayeti ile ilgili raporda, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesini onayladığı açıklandı. Suudi Arabistan’dan kısa süre içinde verilen cevapta Dışişleri Bakanlığı, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili ABD’nin yayınladığı raporu kesin bir dille reddettiğini açıkladı.

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü (DNI), 2018 yılında hazırlanan ancak Donald Trump yönetiminin kamuya açıklamadığı “Kaşıkçı istihbarat değerlendirme raporunu” yayımladı.

Başta Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) olmak üzere ilgili istihbarat kurumlarının katkıda bulunduğu raporda, Kaşıkçı cinayetini onaylayan kişinin Veliaht Prens olduğu belirtildi.

Raporda, “Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın, Suudi Arabistanlı gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın, Türkiye’nin İstanbul kentinde yakalanması ya da öldürülmesine yönelik operasyonu onayladığı sonucuna ulaştık.” ifadesi yer aldı.

Ayrıca raporda, “Bu sonuca, Prens Muhammed bin Selman’ın, ülkede karar alma mekanizmalarını kontrol ettiği, cinayette Prens’in önemli bir danışmanının ve güvenlik ekibinin yer aldığı, Prens’in Kaşıkçı da dahil yurt dışındaki muhalifleri susturmak için şiddet içerikli adımlar attığı gerçeklerini baz alarak ulaştık.” bilgisi verildi.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a yönelik eleştirileriyle bilinen ve Washington Post gazetesinde köşe yazarlığı yapan Cemal Kaşıkçı, 2 Ekim 2018’de gittiği Suudi Arabistan İstanbul Başkonsolosluğundan bir daha çıkmamıştı. Kaşıkçı’nın, konsoloslukta öldürüldüğü ve cesedinin parçalandığı ortaya çıkmıştı.

SUUDİ ARABİSTAN’DAN RAPORA İLK TEPKİ

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, Cemal Kaşıkçı cinayetiyle ilgili ABD’nin yayınladığı raporu kesin bir dille reddettiğini açıkladı.

KAYNAK: AA

Haberi Okumaya Devam Et

Popüler